Sokakta Video Çekip Sosyal Medyada Paylaşmak Suç mu? Yargıtay’dan Önemli Karar
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sokakta yürüyen kişilerin habersizce video kaydını sosyal medyada paylaşmanın özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olduğunu açıkladı. Kararın detayları, itiraz süreci ve hukuki gerekçeleri bu yazıda.
YARGI KARARLARI
Av. Sezanur Delice
9/4/20253 min read


Yargıtay 12. Ceza Dairesi Kararı: Sokakta Habersiz Video Çekip Sosyal Medyada Paylaşmak Suç Sayıldı (E. 2023/2170, K. 2025/182, T. 08.01.2025)
Olay Özeti:
Sanık, katılanların önünde yan yana yürüdükleri sırada, giydikleri ayakkabıların topuk boyunun dikkatini çekmesi üzerine, bu durumu ilgi çekici bularak kayıt altına almaya karar vermiştir. Bu amaçla cep telefonunun kamerasını katılanların bel ve bel aşağısına odaklayarak, bilgileri ve rızaları dışında yaklaşık 15 saniyelik bir video çekmiş, ardından bu görüntüyü sosyal medya hesabında paylaşmıştır. Videoyu gören üçüncü kişiler, katılanlara haber verince, katılanlar ve yakınları sanığa ulaşarak paylaşımın kaldırılmasını talep etmiş; ancak bir süre daha yayınlanmaya devam edince dava açılmıştır.
Sanık, savunmasında çekim amacının yürüyen kişilerin yüksek topuklu ayakkabıları olduğunu, bu durumun ilgisini çektiğini ve bu nedenle videoyu kaydedip yayınladığını ifade etmiştir. İlk derece mahkemesi, eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğuna hükmederek sanığa 2 yıl 1 ay hapis cezası vermiştir. Karar, sanığın itirazı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenmiştir. İlgili incelemede, görüntülerde kişilerin yüzlerinin net biçimde görünmediği ve kimliklerinin tespit edilemeyeceği belirtilerek beraat kararı verilmiştir. Dosya, yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay incelemesine taşınmıştır.
Yargıtay’ın Gerekçesi
Yargıtay olay kapsamında aşağıdaki değerlendirmelerde bulunmuştur:
Her ne kadar görüntüler arkadan çekilmiş ve katılanların yüzleri görünmemiş olsa da, özel hayatın ihlali için yüzün açıkça görünmesi şart değildir. Kişilerin anlaşılabilir olması yeterlidir. Somut olayda, videonun yaklaşık 2 saniyelik bölümünde katılanların kafa, saç, sırt ve giyimleriyle birlikte boylarının da net biçimde görülmesi, görüntülerin onlara ait olduğunun anlaşılmasına imkân sağlamaktadır.
Davaya konu olayda katılanların toplum içerisinde tercih ettikleri kıyafet ve ayakkabılar özel hayat kapsamında değerlendirilmektedir. Kamuya açık alanda bulunulması, kişilerin özel hayatının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Nitekim kalabalık ortamlarda dahi “dikkat çekmezlik, tanınmazlık ve bilinmezlik” prensibi geçerliliğini korur.
Sanık tarafından paylaşılan görüntüler, katılanların özel yaşam alanına girilmiş olduğunu ve kimliklerinin belirlenebilir nitelikte bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle söz konusu görüntüler katılanların kişisel verisi olarak değerlendirilmektedir. Hukuki açıdan, sanığın tek olan fiili ile yaydığı görüntü şeklindeki kişisel verilerin, katılanların aynı zamanda özel hayatlarına ilişkin olmasından dolayı özel normun önceliği ilkesi gereği sanığın eyleminin özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilir.
Sadece katılanların giydikleri ayakkabıların görüntüsü değil, genel olarak katılanların beli ile belden aşağısını da kaydettiği ve genel kastla işlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda sanığın saiki de önemli değildir.
Sonuç olarak Yargıtay, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü, "katılanların yüzlerinin görünmediği gibi, yürüyen 2 şahsın katılan olduklarına dair herhangi bir iz ve ayrıca emarenin de olmadığı, bu nedenle sanıkta suç işleme kastının bulunmadığı" biçimindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılması ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Yargıtay verilen beraat kararını bozarak, dosyayı yeniden incelenmesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Karardaki karşı oy yazısında aşağıdaki gibi bir değerlendirme yapılmıştır:
"..Katılanların giydiği ayakkabıları sosyal medyada izinsizce paylaşan ve bu paylaşımları sosyal medyada gören öğretmenlerince tanınmasına ve katılanların kim olduklarının öğrenilmesine sebebiyet veren sanığın eylemi ceza hukuku alanında yaptırım gerektiren bir haksızlık oluşturmayıp, sanığın bu paylaşımı özel hukuk alanında tazminat sorumluluğu gerektiren bir haksızlık oluşturmaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde, sanığın üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun öncelikle kast ve diğer maddi unsurları bakımından oluşmadığı,.."
Avukat Sezanur Delice
Adalet odaklı, güvenilir bir hukuk perspektifi
İletİŞİM
avsezanurdelice@gmail.com
+90 551 513 64 34
© 2025. All rights reserved.
Bu internet sitesinde yer alan bilgiler ve açıklamalar avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik reklam niteliğinde olmayıp, böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır. Devamı:
Bİzİmle İletİşİme GeÇİn
